Babalar Günü’nü geride bıraktık. Hafta boyunca tıpkı sizler gibi benim de telefonuma kampanya mail ve SMS’leri geldi. Hepsini çok detaylı okuyamasam da çoğuna baktım, inceledim. Kampanyaların hiçbiri dikkatimi çekmeyince bir konu tekrar aklıma geldi: Türkiye’deki yerli ve yabancı perakendeciler, özel günlerde ve küresel kampanya dönemlerinde (Black Friday) neden hatırı sayılır bir kampanya yapmıyor? Şimdi gelen kampanya iletilerinden bazı sizlere ileteyim: Ünlü yerli tekstil perakendecilerimizden bir tanesi, yapılan alışverişin yüzde 3’ü kadar verdiği hediye puanları, Babalar Günü’nde üç kat vereceğini duyurdu. Bu arada o puanları da sadece sezon ürünlerindeki harcamalara veriyor. Kayda değer puan için en az 20 bin TL’lik alışveriş yapılması lazım. Bir diğer marka da kargo bedava demiş. Yani ne alırsan al (aşağı-yukarı) 150 TL indirim yapmış olacak. Bir başka ünlü yerli ayakkabı perakendecimiz de ikinci ürüne yüzde 20 indirim yapıyormuş. 6 bin TL’den iki ayakkabı alsan 12 bin TL yapar. Sadece ikinci üründen 1200 TL inecek, yani indirim fatura toplamında yüzde 10 olacak. Çok fazla lafı uzatmak istemiyorum ama indirimler aşağı yukarı ortalama yüzde 5 ila 15 arasında değişiyor. Keza Noel, Black Friday veya başka dönemler de yurt dışında gördüğümüz indirimleri Türkiye’de göremiyoruz.
İndirimli hayalet ürünler
Dünyada yarı fiyatına bilgisayar satan küresel elektronik perakende devlerinin Türkiye’deki indirimleri yüzde 5’i geçmiyor. Ya da mağazalara 2-3 adet stoklu flaş ürün gönderiliyor. O ürünleri kimse mağazalarda göremiyor. (Görenler var ise helal olsun, onlar Şirinler’i de görebilirler) Oysaki bakıyoruz ABD’de, Almanya’da ve Uzak Doğu’da yılbaşı döneminde çok güçlü indirimler var. Bu indirimler sayesinde firmalar stoklarını eritiyor ve hedeflerini tutturuyor. Hedeflerini tutturanlar ise kampanyalarla satışlarını artırıyor ve daha güçlü bilançolara ulaşıyor. Yanı sıra, stoklarını da nakde çeviriyor. Böylece karşılıklı kazanma ilişkisi üzerine bir perakende kampanya dönemi inşa ediliyor. Bir tüketici olarak dileğimiz yerli markalarımızın ve pazarda faaliyet gösteren yabancı markaların Türkiye’deki müşterilerini de biraz daha önemsemesi. Türk vatandaşları, yabancı markaların Türkiye’de ikinci kalite mal satmasına alıştı. Yerli markaların dış pazara aynı ürünün daha kaliteli versiyonunu yollamasını da kanıksamıyor. Buradan giden ürünün yurt dışında daha ucuz olmasını da sindirdi. Fakat şu kampanya dönemlerinde en azından Türk tüketiciye ayrımcılık yapılmasın. Türklerin parası para değil mi?









